“Acının ödülü büyümedir diyorsunuz yani..”
Hayır, sadece büyüme değil. Güçtür aynı zamanda. Ağacın büyüyebilmesi için fırtınalı havalara ihtiyacı vardır. Yaratıcılık ve keşifler acı çekmenin sonunda gelir.
“Öyleyse iradenizi kendinizden saklıyorsunuz. Hayatınızı kabullenmeyi artık öğrenmeli ve ‘Benim seçimim böyle!’ deme cesaretini göstermelisiniz. İnsanın ruhu tercihlerinden meydana gelir.”
O mektupta insanları temel olarak birbirinden ayıran bir şey olduğunu yazmışım: Ruh huzuru ve mutluluk arayanların inançlı olmaları gerektiğini, hakikatin peşinden koşmayı isteyenlerin ise huzurdan vazgeçip hayatlarını araştırmaya adamaları gerektiğini belirtmişim.
Uçmak istiyorsunuz ama uçmaya uçmakla başlayamazsınız. Size önce yürümeyi öğretmeliyim ve yürümeyi öğrenmenin ilk adımı da kendime boyun eğmeyen kişiyi, başkalarının yöneteceğini anlamaktır. Başkasına itaat etmek insanın kendine söz geçirmesinden çok daha kolaydır.
Yirmi yıl düşündükten sonra artık korkuların karanlıktan çıkmadığını; daha ziyade onların her zaman orada olan ama gün ışığının parlaklığında silinen yıldızlar gibi olduğuna hükmettim.