Sessizlik dünyanın başka yerlerinde ne kadar çok gürültü olduğunu fark etmesini sağladı. Buradayken, sesin bir anlamı vardı. Bir şey duyduğunuzda, dikkatinizi ona vermek zorundaydınız.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki beklentilerimi fazlasıyla karşılayan bir kitaptı. Her açıdan. Akıcılığı desen, fazlasıyla iyiydi. Kitabı elimden bırakamadım resmen ve bana göre daha da önemlisi; kitabın akıcılığında sürüklenirken, sayfaları ardı ardına çevirirken kitap bir yandan da bana inanılmaz bir iç huzur sağladı cidden. Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattıktan sonra "evet; güzeldi, bana bir şeyler kattı ama okurken zorlandığım, bırakmak istediğim anlar da olmadı değil" dersiniz. Bu kitap cidden öyle değildi benim için, bu kısmı özellikle vurgulamamın sebebi bu durumu pek de sık yaşamıyor oluşum açıkçası. O yüzden konusundan vs. bahsetmeden önce, bu bölüme değinmenin önemli olduğunu düşündüm, çünkü bana göre göz ardı edilen ama önemli bir konu bu: kitabın okurken basit bir dille hem düşündürüp hem de tarifsiz bir iç huzur ve mutluluk sağlaması. Konusuna gelecek olursam: ana karakterimiz otuzlarının ortasında, hayatının anlatılan döneminde üst üste fazlasıyla kötü olay yaşamış, yaşadığı bu olaylar da geçmişte yaptığından veya çoğunlukla yapmadığından dolayı pişmanlık duyduğu olayları hatırlatmış, bunların sonucunda da zaten depresif olan ruh haline fazlasıyla depresiflik eklenmiş olan Nora Seed. Nora tüm bunların sonucu bir intihar girişiminde bulunuyor ancak ölüm isteğiyle dolup taşarken, yaşamdan da umudunu kesmişken hiç beklemediği bir şey oluyor: kendini yaşamla ölüm arasında bir kütüphanede buluyor. Gece Yarısı Kütüphanesi'nde. Bu kütüphanede sonsuz kitap bulunuyor, hepsinde olası bir hayatı yazılı olan kitaplar bunlar. Abisiyle kurdukları müzik grubundan ayrılmasaydı ne olurdu? Yüzmeye devam etseydi? Sevgilisiyle evlenseydi? Gibi gibi gibi olasılıkların yazılı olduğu sonsuz kitap arasından pişmanlıklarına göre seçip seçip denemeye başlıyor Nora. Devamında