Hayatta kalıplar var... Ritimler. Bir hayatta kendimizi köşeye kısılmış hissettiğimizde, hüznün, trajedinin, başarısızlığın ya da korkunun, tek bir varoluşun ürünü olduğunu düşünmek çok kolay. Yalnızca yaşamanın değil, belli bir şekilde yaşamanın sonucu olduğunu düşünmek. Demek istediğim, acıya karşı bağışıklık kazanmamızı sağlayacak bir yaşam tarzı olmadığını anlasak, her şey çok daha kolay olurdu. Mutluluğun doğasında acının da olduğunu. Biri olmadan öbürürünün de olamayacağını. Tabii ki farklı düzeylerde ve miktarlarda. Ama hiçbir hayatta sonsuza kadar saf bir mutluluk içinde olamayız. Öyle bir hayat olabileceğini düşünmek ancak yaşadığımız hayattaki mutsuzluğumuzu büyütmeye yarar.
Belki de Nora bu işi cidden beceremiyordu. Yaşamayı.
Uzun saatler geçti. Nora bir amacı, var olmak için bir nedeni olsun istiyordu.
İki gün önce yaptığı gibi, Bay Banerjee’nin ilaçlarını almak gibi ufacık bir amacı bile yoktu. Evsiz bir adama para vermek istedi ama hiç parası olmadığını gördü.
"Boş ver gitsin hayatım, belki de hiç olmayacak" dedi biri.
Zaten hiçbir şey olmadı ki, diye düşündü Nora.
Esas sorun bu.