Mevcut hayat şartları içinde yaşarken, bu hayat tarzımızı değiştirmeden İslâm'ı yaşayamayacağımızı hissediyoruz, böyle bir hayat tarzını yaşarken İslâm'ı yaşamanın bir hayal olacağını anlıyoruz, fakat yaşadığımız İslâm-dışı hayatı değiştirmeyi göze alamıyoruz.
Müslümanca yaşamayı kendimize yakıştıramıyoruz. Yani İslâm öylesine yüce bir yaşam tarzı açıyor ki önümüze, kendi süfli hayatımıza bakarak bu yüce hayatı yaşamayı kendimize lâyık görmüyoruz. Burada, yanlış bir tenzih söz konusu. Aslındaysa, mevcut hayatın bize kazandırdığı yaşama alışkanlığından vazgeçmeme gibi bir sebep var bilinç altında. Şeytanın değil, doğrudan doğruya nefsimizin kurduğu bir tuzak içindeyiz.