"Özgür olduğunu zannediyor fakat geçmişin hapishanesinde yaşıyorsun. Eflatun'un mağazasındaki adamlar gibi gölgeyi hakikat, karanlığı yurt biliyorsun. Yüzleşmeden hakikat bulunmaz, acı çekmeden büyümezsin. İçinde kımıldayan o yarayla yüzleş, o yaranın seni büyümesine izin ver."
İnsan kendini yaslayacağı bir ülkü arar. Hepimiz benliklerimizden daha büyük, bizi aşan, bizimle birlikte solup gitmeyecek bir hedefin, bir anlamın, bir ülkünün arayıcılarıyız. Bu bir yolculuk, ama 'inayet üzere olanlar kaybolmaz.'