"Nasıl sevginin büyük hazzı kendini o en yüce, en mutlu gerilim anında kesinlikle açığa vurur, bir sonraki nefeste yine erir ve uçup giderse, en derin yalnızlıklara ve hüzne kendini kaptırışlar da bakarsın bir süre için vardır yalnız, ansızın içte duyulan şiddetli bir isteğin ve yaşamın aydınlık tarafına yeniden yönelişin pençesinde can verir. Ölüm ve şehvet aynı şeydi. Yaşamın anası sevgi ya da haz diye gösterilebileceği gibi, mezar ve çürüyüp kokuşma diye de nitelenebilirdi."
"Belki, diye geçirdi içinden, tüm sanatın, tüm us'un kökeni ölümden duyulan korkudur. Bizler ölümden korkarız, gelip geçiciliğimiz tüylerimizi diken diken eder, boyuna çiçeklerin sararıp solduğunu, yaprakların döküldüğünü görüp hüzünlenir, bizim de ölümlü olduğumuz ve çok geçmeden sararıp solacağımız bilincini yüreğimizde taşırız."