Tanrı'yı yozlaştırdılar. Kendi ellerinde oyuncak ettiler. Şu dediğimi bir düşün ana; Tanrı insanı kendi ruhundan yarattı. Kendi gibi yarattı. Eğer insanoğlu Tanrı'dan bir parçaysa, Tanrı da insanoğlundan bir parça. Ancak bizler Tanrı olmak yerine vahşi köpekler olmayı seçtik. Kiliselere korkuluklar koydular. Tanrımızı değiştirmeliyiz ana; onu temizlemeliyiz. Ona yanlış kumaştan kaftan biçtiler. Ruhlarımızı ele geçirmek için onu değiştirdiler!
- ...bu ihtiyar kadının elinden Tanrı'yı alırsanız bu hayatta gönülden bağlı kaldığı, tutkusunu aktarabildiği hiçbir şey kalmayacak.
- Ben senin inandığın kutsal ve yüce Tanrı hakkında konuşmuyorum ana, benim eleştirdiğim Tanrı, papazların bizleri tehdit etmek ve halka istediklerini yaptırmak için bir maşa gibi kullandığı Tanrı.
İnsanların bana boş yere o kadar çok kötülüğü dokundu ki artık kendimi kötü hissetmeyi bıraktım. İnsanların bu davranışını değiştiremiyorsak elden ne gelir ki? Bana yapılan yanlışlar beni işimden gücümden alıkoyardı. Yapılanları kafamdan atamazdım. Ancak bunu yapmanın da pek işime yaradığını söyleyemem. Ah hayat! O zamanlar üzülmenin yanında sinirlenirdim de. Ama sonra kendi kendime şöyle bir düşündüm. Etrafımdaki herkesin kalbini birileri kırmış. Bu yüzden herkes birilerinden gelecek bir saldırıyı bekliyor. Pek çoğu da beklemek yerine ilk yumruğu atmanın peşinde.Mukadderat, anacığım, mukadderat.