Hepimiz farklı şekillerde sınanırız. Kimimiz sağlığıyla, kimimiz ise servetiyle sınanır. Allah bize sağlık bahşettiğinde onu nasıl kullanır, servet bahşedildiğinde onu nasıl harcarız? Peki sonra sahip olduğumuz sağlık ya da servet bizden alındığında nasıl karşılık veririz? Bu imtihanlar hem bu dünyada hem ahirette pek çok amaca hizmet eder. Bu musibetler bizi iyileştirebilir, arıtabilir, güçlendirebilir ve olmamız gereken kişiye dönmemizi sağlayabilir.
Bizler, hayatlarımızı vuran fırtınaları asla durduramayız, dalgaları hiçbir zaman zapt edemeyiz, havayı hiçbir surette kontrol edemeyiz. Ama Allah bunlardan korunmamız için bize sığınak vermiş, cankurtaran botu göndermiş ve bize bir tür manevi ve duygusal bağışıklık sistemi ihsan etmiştir.
Rahatlık zamanlarında Allah'a yakın olarak kendi bağışıklık sistemimizi inşa etmiş oluyoruz. Her namaz, her ayet, her secde, her dua, başkalarına her hizmet, her hayır bağışıklık sisteminin -daha sonra bir tehdit geldiğinde bizim için savaşacak olan sistemin- bir başka yapı taşıdır. Tehdit gelirse değil, geldiğinde.