" Hayır, kendi kendini sen çekip ayıracaksın, kimse sana yardım etmeyecek. Kendi elinle sağ gözünü oyacaksın. Kendi elinle sağ elini keseceksin. Kendi yüreğini kendin deşeceksin"
" Üşüyorsun, hastasın, aptalsın!"
" Kanutla!" diye çıkıştım.
" Birkaç sözcük yeter buna: Üşüyorsun; çünkü yanlızsın, içinde gömülü duran ateşi hiçbir insan yakınlığı alevlendirmiyor. Hastasın: çünkü duyguların en güzeli, insanoğluna bağışlanan en tatlı, en yüce dıygu senden uzak duruyor. Aptalsın: çünkü onca acı çekerken gene de mutluluğu yanına çağırmaktan kaçınıyorsun; onun seni beklediği yere doğru bir adım atmaya bile yanaşmıyorsun"
Bu kadın ona bu derece yaklaşma mutluluğuna sahip oldupu halde, neden daha çok etkilemiyor onu?" diye kendi kendime soruyordum." Onu gerçekten sevmiyor da ondan! Duyguları gerçek bir aşk değil !
Onu gerçekten sevse böyle durmadan gülümsemek, anlamlı bakışlar fırlatmak, bu derece özenli nazlar, böyle hesaplı cilveler yaratma gereği duymaz. Bana öyle geliyor ki bu kadın salt onun yanında sessizce oturup daha az işve yapmakla onun gönlüne daha çok girebilirdi."