İyiliğin bazan kötülük kadar tehlikeli olabileceğini sende öğreniyorum. İnsan olmanın küçük anlarını kaçırmak ne denli kötü ise, enayilik de o denli kötü. Bunu kaç kez romanlarda okudum, filmlerde gördüm, oyunlarda seyrettim, kuramların içinden çıkarttım. Yine de, kaçınılmaz biçimde...
Büyük hayal kırıklıklarından sonra, arzu etmekten ürken ve kendi kabuğu içine çekilen ben, bütün felaketlerin sebebini kendinde, kendi arzularında bulduğu için kendi kendini yemeğe başlar.
" Hayır, kendi kendini sen çekip ayıracaksın, kimse sana yardım etmeyecek. Kendi elinle sağ gözünü oyacaksın. Kendi elinle sağ elini keseceksin. Kendi yüreğini kendin deşeceksin"
" Üşüyorsun, hastasın, aptalsın!"
" Kanutla!" diye çıkıştım.
" Birkaç sözcük yeter buna: Üşüyorsun; çünkü yanlızsın, içinde gömülü duran ateşi hiçbir insan yakınlığı alevlendirmiyor. Hastasın: çünkü duyguların en güzeli, insanoğluna bağışlanan en tatlı, en yüce dıygu senden uzak duruyor. Aptalsın: çünkü onca acı çekerken gene de mutluluğu yanına çağırmaktan kaçınıyorsun; onun seni beklediği yere doğru bir adım atmaya bile yanaşmıyorsun"