"Bekâ bağından ne gül oldum, ne diken
Ne fenâ şarabıyla sarhoş oldum, ne de aklı başında bir insan
Yükümü tarttım, dedim ki: / Ben hiçim, hiçten de hakirim
Hiçten ve hiçten daha hakir olandan bir hayır gelmez."
Deniliyor ki: Hakîkî istiâze, yani şeytandan Allah'a sığınma; yalnızca sözle mümkün olmaz. Ve sadece "Eûzü" çekmekle gerçekleşmez. İstiâzenin gerçekleşebilmesi için kalp huzuru ve sözün hal ve davranışlara uygunluğu gereklidir. Dilinle "Allah'a sığındım." diyerek, fakat hal ve davranışlarınla şeytana sığınırsan olmaz. Böyle bir istiâzede, nefis ile şeytan, günah ve azgınlıkta birbirleriyle iş birliği yapıyor, demektir.
Arifin istiázesi, Allâh-u Teâlâ'dan başkasını görmekten, kesretin içinde kaybolmaktan sığınmaktır. Çünkü şeytan, ârifin nûrundan kaçar.
Akıllı kişi "Eûzü" çekerken, insan, cin ve hayvanlardan gelebilecek her çeşit şerri düşünerek bunların doğuracağı sayısız zarar olduğunu idrâk eder ve mahlûkâtın gücüyle bunları kovmanın mümkün olamayacağını anlar, bu yüzden sakınılması gereken her türlü âfet, belâ ve benzerlerinden Kâdir olan Allah'a sığınır ve "Eûzü billâhi" der.