Ömer Faruk

Ömer Faruk
@_guyende_
Erciyes üniversitesi
1999
15 okur puanı
Mayıs 2024 tarihinde katıldı
Deniliyor ki: Hakîkî istiâze, yani şeytandan Allah'a sığınma; yalnızca sözle mümkün olmaz. Ve sadece "Eûzü" çekmekle gerçekleşmez. İstiâzenin gerçekleşebilmesi için kalp huzuru ve sözün hal ve davranışlara uygunluğu gereklidir. Dilinle "Allah'a sığındım." diyerek, fakat hal ve davranışlarınla şeytana sığınırsan olmaz. Böyle bir istiâzede, nefis ile şeytan, günah ve azgınlıkta birbirleriyle iş birliği yapıyor, demektir. Arifin istiázesi, Allâh-u Teâlâ'dan başkasını görmekten, kesretin içinde kaybolmaktan sığınmaktır. Çünkü şeytan, ârifin nûrundan kaçar.
Sayfa 43·Kitabı okuyor
Reklam
Akıllı kişi "Eûzü" çekerken, insan, cin ve hayvanlardan gelebilecek her çeşit şerri düşünerek bunların doğuracağı sayısız zarar olduğunu idrâk eder ve mahlûkâtın gücüyle bunları kovmanın mümkün olamayacağını anlar, bu yüzden sakınılması gereken her türlü âfet, belâ ve benzerlerinden Kâdir olan Allah'a sığınır ve "Eûzü billâhi" der.
Sayfa 40·Kitabı okuyor
Cenâb-ı Hakk'ın zatını tasavvur edecek bir mekân yoktur ki, Düşüncende O'nun benzerini ortaya koyabilesin!
Sayfa 39·Kitabı okuyor
Hâlid-i Bağdadi Hazretleri, kardeşi Mahmud Sahib'e şu tavsiyelerde bulunmuştur: "Hiç kimseyi hakir görme, kendini de hiç kimseden üstün görme! Bütün gayretini kalbi ve bedenî ibadetlere ver! Bununla birlikte kendini <<<hiç hayırlı amel işleyememiş bir zavallı>> olarak gör! Çünkü niyet, ibadetlerin rûhudur. İhlas olmadan da niyet mümkün değildir. Senden daha büyük olanlara bile ihlas gerekirse sana nasıl gerekmesin?! Allah'a yemin ederim ki, annemin beni doğurduğu günden beri tek bir hayırlı amel işlediğime inanmıyorum, sen ise beni kendinden daha hayırlı görüyorsun! Eğer kendi nefsini bütün hayırlı işlerde iflas etmiş olarak görmüyorsan bu, cehâletin en son noktasıdır. Kendini iflas etmiş olarak görünce de sakın Allah'ın rahmetinden ümidini kesme! Zira Allah Teâlâ'nın fazl u ihsânı, kul için bütün insanların ve cinlerin amelinden daha hayırlıdır. Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor: << De ki; Allâh'ın lûtfuyla, rahmetiyle, evet ancak bununla ferahlasınlar! Bu, onların toplayıp biriktirdiklerinden daha hayırlıdır.» (Yûnus, 58) (Bununla birlikte;) şeytanın, akıllarıyla oynadığı kişiler gibi, Allah Teâlâ'nın fazlına güvenerek ibadetleri de aslâ terk etme!.." Cenâb-ı Hak, bizlere kulluğumuzu, âcizliğimizi, hiçlik ve yokluğumuzu unutturmasın. Rızasına medâr olacak salih amellere, cümlemizi muvaffak kılsın. İlâhî af ve mağfiretinden, rahmet ve inayetinden, lûtuf ve kereminden bizleri mahrum etmesin.
Sayfa 46·Kitabı okudu
Şeyh Sâdî Hazretleri buyurur: "Baktım ki bir derviş, başını Kâbe'nin eşiğine koymuş, yüzünü yere sürüyor ve ağlayıp sızlıyordu: «Ey Gafûr ve Rahîm olan Allah'ım! Sen bilirsin ki, çok zâlim ve çok câhil olan insan, kulluk vazifesini Sana lâyık-ı vechile yapamaz. Sana ibadette kusur ettiğim için af dilemeye geldim. İbadetlerime güvenmiyorum.>>> Âsîler günahlarından tevbe ederler. Âriflerse ibadetlerinden (Sana lâyık ibadet edemedikleri için) istiğfâr ederler."
Sayfa 45·Kitabı okudu
Reklam