Çocukluğumda bir kovan gibi görürdüm kendimi: Basit, sıradan insanlar, hayat üzerine bilgilerinin, düşüncelerinin balını arılar gibi kovanıma taşır, sunabildikleri ne varsa ruhumu zenginleştirmek üzere getirip cömertçe sunardı. Bal her zaman temiz olmazdı, hatta çoğu kez acı olurdu. Ama her bilgi yine de baldı!
Insanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi ve kronik şüpheci olmayı öğrenir. Bu gerçekleştiğinde artık ne yazık ki çok geçtir. Insanlarin "Tecrübe" dediği şey budur. Kalbiyle bağlantısını kaybetmis insana tecrübeli denir.
Batarya, şiddetli bir atış halindeydi. Mermi taşıyan arabalar yetersiz kalıyordu. İşte tam bu sırada Havran' lı kahraman er Seyit, savaşın heyecanıyla öyle bir manevi gücü ulaşmıştı ki, normal zamanlarda yerinden kıpırdatması bile mümkün olmayan 215 kilogram ağırlığındaki mermileri, rahatlıkla kaldırıp, sırtında taşıyarak toplara kadar çıkarmayı başarmıştı.