Bir vakte erdi ki bizim günümüz
Yiğit belli değil mert belli değil
Herkes yarasına derman arıyor
Deva belli değil dert belli değil
Adalet kalmadı hep zulüm doldu
Geçti bu baharın gülleri soldu
Dünyanın gidişi acayip oldu
Koyun belli değil kurt belli değil
Çerh bozulmuş dünya ıslah olmuyor
Fukara ehlinin yüzü gülmüyor
Ruhsati de ne dediğini bilmiyor
Yazı belli değil hat belli değil
Hayat dediğin nedir ki? Anlaşılmaz bir sır, Kurduğumuz düzen hep öyle sürüp gidecek sanırız. Birden bir ip kopar, ışık söner, her şey darmadağın olur..
"Benim gerçek yurdum Fransızcadır, ana dilimdir." demiş ünlü yazar Albert Camus. Yurt; insanın kendini güvende hissettiği, kimliğini ve kişiliğini koruyabildiği, kendini gerçekleştirebildiği, varlığını kanıtlayabildiği alan, yer diye tanımlanabilir. Dil bireye toplumun bağışladığı en güzel yurttur. Dil; tarihtir, coğrafyadır, tüm değerlerin yaşandığı alandır. Duyarlığımızı, düşüncelerimizi besleyen en bereketli toprak... Geçmişi geleceği, sonsuzu kucaklayan bir dünyadır dil. İnsan, yaşadığı topraklardan koparılabilir ama dilinden koparılamaz. Konuşabildiği sürece kişi, dil toprağında her şeyi yeniden oluşturabilir. Yerden göğe haklı Camus, insanın gerçek yurdu dilidir.