NeuroStoryTR

NeuroStoryTR
@_iamserdar
Ölüm ne büyük bir sırdır; İnsan düşünür ama çözemez. neurostorytr.com instagram.com/iams.erda.r?igs...
“Kader Yolcusu – Levh-i Mahfuz’un Sırrı”
Gece yarısıydı. Denizin kıyısında, tek başına bir taşın üzerinde oturan genç adam, karanlık suya bakarak kendi kendine fısıldadı: “Hayat neden bu kadar zor? Neden hiçbir şey yolunda gitmiyor?” Dalgalardan başka cevap yoktu. O an içinden bir ses yükseldi: “Bazen en büyük cevaplar sessizlikten gelir…” Genç adamın adı Mirandı. Aylardır iş arıyor, sevdiği kadına açılamıyor, sürekli panik ataklarla boğuşuyordu. Kendi kaderini ağır bir yük gibi taşıyordu. O sırada yaşlı bir adam siluet gibi belirdi. Üzerinde eski bir cübbe, elinde bastonuyla genç adamın yanına oturdu. Miran tanımıyordu ama içinden bir güven hissetti. Yaşlı adam, genç adamın yüreğini okur gibi gülümsedi: “Evlat… Bu kadar karanlığa bakma. Karanlık, ışığın olmadığı yerdir. Ama ışıksızlık, ışığın yokluğu anlamına gelmez.” Miran şaşırdı. “Benim ışığım nerede peki?” Yaşlı adam bastonunu yere vurdu. “Sen adım atmadıkça ışık görünmez.” Sonra gökyüzünü işaret etti: “Orada bir yerlerde, Levh-i Mahfuz denen bir levha vardır. Allah’ın ilminde olan her şey onda yazılıdır. Ama sakın yanlış anlama evlat: Allah bir şey yazdığı için sen yaşamazsın… Sen yaşayacağın için Allah bilir.” Miran derin bir nefes aldı. “Yani ben hâlâ seçebilir miyim?”
Reklam
Yavuz Sultan Selim’in (I. Selim) 1516-1517 yıllarında gerçekleştirdiği Mısır Seferi sırasında askerler ve devlet adamları arasında dolaşan bir türkü veya halk şiiri olarak bilinir. Arap mülkünde bize ne kaldı? Şam ve Halep’te ne kadar duracağız? Bütün cihan halkı eğlence ve zevk içinde, Gel kardeşim, Rum illerine gidelim.
Gönlümün istediği bana bir insan olsaydı, Allah’ın havasından iki şişe dolusu nem/yaşam alsaydı, Zorluk ve kolaylıkları gözetmese, İki dünyanın tüm alemi onun iki aynasında bir anlık birleşse, Onun nefesi hayat veren, bütün yaraları iyileştiren olsa, Bir kalemi, binlerce parçaya merhem olabilseydi.