NeuroStoryTR

NeuroStoryTR
@_iamserdar
Ölüm ne büyük bir sırdır; İnsan düşünür ama çözemez. neurostorytr.com instagram.com/iams.erda.r?igs...
Bankacı
iams.erda.r
İstanbul
157 okur puanı
Eylül 2018 tarihinde katıldı
TARİH DERGİSİ
NEUROSTORYTR · TARİH DERGİSİ · ANADOLU SELÇUKLU ÖZEL SAYISI ANADOLU SELÇUKLU SULTANI · 1237 – 1246 II. Gıyaseddin Keyhüsrev D. 1211 — Ö. 1246 · Konya "Kösedağ'da kaybedilen yalnızca bir savaş değildi — kaybedilen bir medeniyetin geleceğiydi."
Kimdir? ANADOLU SELÇUKLULARININ SON BÜYÜK SULTANI ANSİKLOPEDİ TANIMI II. Gıyaseddin Keyhüsrev, Anadolu Selçuklu Devleti'nin on birinci ve en tartışmalı sultanlarından biridir. Büyük babası I. Mesud, dedesi II. Kılıç Arslan, amcası I. Gıyaseddin Keyhüsrev, babası I. Alâeddin Keykubad gibi dev isimler yetiştiren bir hanedanın son parlak temsilcisi olarak tarihe geçmiştir. Annesi Gürcü kökenli bir prenses olan II. Keyhüsrev, bu sebeple dönemin kaynakları tarafından zaman zaman "Frenk torunlarından" diye anılmıştır. Bu yabancı köken, saray çevrelerinde hem güç hem de kıskançlık kaynağı olmuştur. Babası I. Alâeddin Keykubad'ın ölümünün ardından — ki bu ölümün zehirleme olduğuna dair kuvvetli şüpheler vardır — 1237 yılında Konya'da Selçuklu tahtına oturdu. Henüz 26 yaşındaydı. TARİHİ BAĞLAM II. Keyhüsrev'in hükümdarlık dönemi, Cengiz Han'ın torunlarının Orta Asya'yı kasıp kavurduğu ve Moğol ordularının Anadolu'ya dayandığı kritik bir dönemle örtüşür. Bu dönem, Selçuklu tarihinin en trajik dönüşüm noktasıdır.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Düşüncen Artık Ses Olabilir
Yıllar önce felç geçirip konuşma yetisini tamamen kaybeden biri düşünün. Sesi yok. Elleri hareket etmiyor. Dünyayla bağlantısı neredeyse sıfır. Şimdi hayal edin: Sadece düşünerek cümle kuruyor. Bu artık hayal değil. Stanford Üniversitesi'nden bilim insanları, bir ALS hastasının beyin sinyallerini dakikada 62 kelimeye dönüştüren bir sistem geliştirdi. Beyin-Bilgisayar Arayüzü — BCI — tıbbın sınırlarını yeniden çiziyor. Ama bu teknoloji yalnızca umut değil, aynı zamanda derin sorular da taşıyor. Beyin verisi kime ait? Düşüncelerimiz gizli kalabilecek mi? Makine ne kadar içimize girebilir? "Beyin artık konuşuyor — ama makineyle." SAYI 04 | 2026 | TÜRKİYE NeuroStoryTR ZİHİN DERGİSİ NeuroStoryTR Ekibi | neurostorytr@gmail.com
Dergi yi merak edip okumak isteyen ilk 10 kişiye ücretsiz 👏👏
Serdar sabahın ilk ışıklarında Galata Köprüsün de yürürken martıların çığlığına kulak verdi. Köprüdeki balıkçıların Rastgele deyişleri arasında içinden bir ses yükseldi Benim yolum artık uzaklara açılıyor Çantasında çok eşya yoktu ama kalbi merakla doluydu Galata Kulesinden Haliç bakarken Evliya Çelebi nin sözleri aklıma geldi (Seyahat ya Resulallah) Onun yüzlerce yıl önce çıktığı yolculukta benim adımlarım aynı taşlara basıyordu öğleden sonra Eyüp Sultana geçiyorum Türbenin Önünde dua eden insanlar ellerinde tesbihler, gözlerinde umut… Yanımda oturan yaşlı teyze bana dönüp diyor ki : Evladım yolcunun duası makbüldür sen de bizim için dua et O anda sırtımdaki çanta ağır geliyor ama kalbim hafifliyor Sultanahmet meydana vardığımda gökyüzüne yükselen Sultanahmet Caminin kubbeleri hemen karşısında Ayasofra’nın görkemiyle adeta konuşuyor Bir yanda İslamın bir yanda Bizansın mirası. İnsan şunu fark ediyor İstanbul medeniyetlerin aynası
Avluda dolaşırken caminin kapısındaki görevli bana gülümseyip Yolcu dua etmeden buradan ayrılma. Burası göğe en yakın yerdir diyor Abdest alıp namaz sonrası içeride dua eden insanların huzuru bana da bulaşıyor Ayasofya ya geçtiğimde bir tarih kitabının içine girmiş gibiyim. Mozaiklerdeki İsa tasviriyle mihrap yan yana ALLAH yazıları güzel işlemeler zaman sanki duruyor burada Yolum Kapalıçarsıya düşüyor renklerin seslerin labirenti içeri girer girmez bir uğultu Gel abla bak abla sana indirim yaparım! baharatların kokusu altınların parıltısı derilerin o kendine has kokusu… bir kuyumcu bana bakıp burada pazarlık etmezsen yarım gezmiş sayılırsın diyor gülerek Çarsının içinde bir kahvecide oturuyorum yanımdaki genç cırak bana menengic kahvesi ikram ediyor sohbet ediyoruz söylediği söz kulağıma küpe oluyor Ağabey İstanbul da herkes yolcudur.Bazen burada doğan bile. Akşamüstü Balat sokaklarına giriyorum Renkli evler daracık sokaklar bir köşede eski bir sinagog diğer köşede klise,,. Bir mahalle kahveside oturuyorum yandaki amcalar bana sesleniyor Hoş geldin evladım yabancı olsan da bizdensin artık İstanbulun en büyüleyici tarafı bu : Burada herkes yabancı ama ayrı zamanda herkes ev sahibi Gece yarısı İstiklal Caddesinde yürüyorum kalabalığın içinde bir ney sesi duyuyorum Adımlarımı yavaşlatıyorum İstanbul bana diyor ki Beni görmek yetmez beni dinlemeyi de öğren Bana İstanbulun öğrettiği Üç şey Tarih burada sadece geçmişte değil bugünde yaşar İnsan farklılıklarıyla bir bütündür İstanbul dua ile nefes alır müzikle konuşur O gece eve dönerken şunu hissediyorum İstanbuu bir defa gezmek yetmez Burası bir ömür boyu yolcusu olunacak bir şehir…
Bir gün perde kalkar, her şey görünür, Aklın sesi susar, gönül bilinir. O zaman anlarsın, her şey O’ndanmış, Ve tüm sorular O’na dönermiş.
Ömer Hayyam
Ömer Hayyam
Hayyam burada son teslimiyetini dile getirir. Aklın ötesinde bir hakikat vardır; onu anlamak gönül ve sezgiyle mümkündür.
Göğe baktım, dedim: Ey yaradanım, Bu mu adaletin, bu mu sınavın? Kimi yoksul doğar, kimi sarayda, Bu fark neden, bu nasıl imtihanın?
Ömer Hayyam
Ömer Hayyam
Hayyam burada toplumsal eşitsizlikleri sorgular. Dine değil, adalet anlayışına seslenir; “Tanrı’nın adaleti mutlaksa, bu dengesizlik neden var?” diye sorar.