İşinden kovulmuş bir gazeteci, bir dansöz ve akademisyen… Bu üçlünün yolu Tunus’ta bir otelde birleşir ve aralarına gizemli bir kadın olan Madam Lilla katılır… Daha doğrusu Madam’ın bir akşam yemeğini davet eden üçlü kendini bir yolculuk macerası içerisinde bulur.
Kendini arayan dört kadının hikayesi bu aslında. Ortadoğu’da kadın olma gerçeğini acı bir şekilde anlatan bir eser. Olayları işleyiş ve merak uyandırma tarzını beğendim. Aslında okurken tahmin etmesi zor olaylar değil ama mesele tek bir olay değil kitapta, bir millet, bir topluluk, bir toplumun özgürlük arayışı… O yüzden kişilerin başından ne geçtiğinden çok kişi analizi üzerinde durmayı tercih etmiş yazar. Buda Ece Temelkuran kalemi için alışkın olduğumuz şeyler.
Kitaba bir tanede Avrupalı bir kadın atıp onun gözünden de olaylara bakmak iyi olur muydu bilmiyorum. Belkide dört farklı ülke gibi görünsede aynı dertleri olan dört Ortadoğulu kadın manzarası çıkarmak istemiştir.
Özetle kendini okutturan bir eser. Kadınları belki biraz daha fazla içerisine alır diye düşünüyorum.
Okuyacak herkese iyi okumalar…