📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Cioran okumak gerçekten ilginç. Beni felsefi okumalarda en çok zorlayan adamlardan diyebilirim. Dili aşırı ağır, anlatımı inanılmaz yoğun ve karışık. Bir noktada konuyu kaçırdığınızda sayfalarca geriye döndürebilir. Peki bu kadar ağır yazmaya gerek var mı? Bence hayır. Ama her şeye rağmen yine de Cioran okumayı seviyorum. Çok uç noktalara kadar insan zihnini zorlaması ve emin olduğumuz bir davranış, kavram veya değeri sorgulatabiliyor. Sonunda belki katılmıyoruz ama farklı bir pencereden bakmayı sağlamasını da seviyorum.
Bu sefer Cioran tarihi ve ütopyaları inceliyor. Kitabın giriş kısmında Batı toplumu ve Doğu toplumu karşılaştırmaları ve eleştirileri yapıyor. Batı fikirlerini yeniden düşünmek ve inşa etmek zorundadır şeklinde bir eleştiri yapsa da aslında alttan alta Batı’yı, Doğu karşısında biraz üstün gördüğünü de hissediyoruz. “Kendi mirasını düşmanlarına kaptırmış..(syf:20)” girişi ile biraz Batı’ya övgüleri görüyoruz. Kitabın ikinci kısmı olan “Rusya ve Özgürlük Virüsü” başlığında da Hristiyanlıktan, ideolojilere kadar her şeyi Rusya’ya kaptırdığını söyler. Bu kısımda Rusya için eleştirilerinin tümüne katılmasamda yer yer haklı eleştiriler de getirmiş. Yine bu kısımda Türkler için de bir eleştiri getirmiş. Ona göre Türk ve Tatar kültürleri rönesans safhasından geçmemiş oldukları için eşitsizlik çok daha fazladır. Haklı mıdır yoksa haksız mı, tartışılır.
Güce susamışlığı tabiatımızda olan bir istek olarak görür. Bu kısımda Nietzsche’nin “Güç İstenci” kavramına biraz benzerlik görüyoruz. Ona göre de insanın amacı bir güç elde etmek ve bunu gerçekleştirmek için iktidarı düşlemektir. Peki tiranlar karşısında ayaklanan halkları hangi konuma alır dersek, aslında tirandan farklı bir konuma yerleştirmez. Halkın başkaldırıp devrim yapma isteği, kendine yarar sağlamak
Tarih ve ÜtopyaEmil Michel Cioran · Metis Yayıncılık · 2020797 okunma