Bazı kitaplar diyorlar ki felaketlerimiz, kendi hareketlerimizin cezasıdır. Yaşamasını bilsek, mes'ud oluruz. Birçok ıstıraplarımız, kendi kendimize uydurduğumuz bir kuruntudan ibarettir. Hep bize saadet vermek için etrafımızda bekleyen şeylerden çoğunun farkında olmayarak yaşıyoruz.
İnsanların sırf yaşamak için, sonsuz arzular, bayağı, muvakkat heveslerle küre üstünde dolaşmalarına, koşmalarına, itişip kakışmalarına kızıyor. Ne istiyorlar? Bütün bu felaketlere rağmen hâlâ didişmekteki ısrarları neden?