Bazen kalmak zorunda kalıyorum albayım;
gitmek daha kolayken kalmayı seçmişim gibi sanılıyor.
Oysa kimse sormuyor,
gidecek yeri mi var diye.
Yanımda kimse yok demiyorum;
bu cümle fazla iddialı olurdu.
Sadece sesim bir yere çarpıp geri dönüyor,
başka bir sesle karışmadan.
Alıştım sanıyorlar.
İnsan “alıştım” diyorsa,
çoğu zaman mecburiyetini gizliyordur.
Bu beklemek değil albayım,
vazgeçmek de değil;
durmaktan başka bir şey kalmıyor bazen.
Konuşsam, duysalar bile
anlaşılmak istenmeyeceğim düşüncesi var içimde.
Dinlenmek başka bir şey albayım;
çoğu zaman sesin duyulmasıyla karıştırılıyor.
Sussam fark edilmeyeceğim.
İkisi arasında,
en az iz bırakanı seçiyorum.
İnsan kendine yer açamayınca
başkalarının boşluklarında duruyor albayım.
Kimseye çarpmamak için küçülüyor,
sesi kısılıyor,
varlığı aceleyle geçiliyor.
Sorulmadığı hâlde anlatmak istemedim;
çünkü anlatınca kalmam gerekiyordu.
Gitmek çoğu zaman bir lüks,
kalmaksa sessiz bir görev gibi duruyor.
Ne mi istiyorum..?
Cepte umut kalmayınca
Veresiye dağıtılsın mutluluk...
Zam istiyorum hayallerime.
Bol, bol kahkaha harcayıp,
Giderken üstü kalsın demeliyim bu hayata.