Demek ki biz istesek başka, büyük, yararlı, güzel şeyler yapmayı da başarabiliriz. Söz gelimi ilkellikten, cahillikten, gerilikten, yoksulluktan, hurafecilikten, yobazlıktan, kadını hor görmekten, yabancıya tapmaktan kurtulabiliriz.
Teknik konularda eğitime muhtaç bir durumdaydık. Niye bu kadar yoksulduk, niye teknik alanda yetersizdik, bunu tartışmalı, buna üzülmeli, bundan utanmalı, bu geriliği bir daha yaşamamak için tetikte durmalıyız.
M. Kemal’e Harbiye Nezaretinden bir yazı geldi.
Yazıyı Enver Paşa’nın Vekili imzalamıştı. Yarbay M.Kemal 19.Tümen Komutanlığına atanmıştı. Genç bir yarbayın tümen komutanlığına atanması önemli, onur verici bir olaydı. 33 yaşındaydı.
Bu kısacık, sade yazının tarihin akışını değiştireceğini kim bilebilirdi?
M.Kemal geç kalmamak için veda ziyaretlerine başladı. Doğu Ekspresi’nde yerini ayırttı. Akşam bir Bulgar ailenin davetlisi olarak Tosca operasına gitti.
Salon ve localar frak, smoking ve tuvalet giymiş yaşlı, genç, neşeli, mutlu erkek ve kadınlarla doluydu. Çok değil, 35 yıl önce "sütçü" diye küçümsenen Bulgarlar gelişmiş, ilerlemiş, operasını bile kurmuş, yalnız Balkan Savaşı’nda değil, çağdaşlaşma yarışında da Osmanlıyı yenmişti.
Çevreye kıskanarak, içi giderek, üzülerek baktı.