Bir insan besmele çekip yemeğe başladığında, eğer haramla beslenmiyorsa doyana kadar ibadet halindedir. Bir insan besmele çekerek uyursa eğer haram bir şekilde, haram bir yerde uyumuyorsa uyanana kadar ibadet halindedir. Besmele bizim günlük sıradan işlerimizi salih amel haline getiren bir niyet deklarasyonudur. Besmele çektiğimiz zaman artık o iş Allah'ın rızası için yapılan bir ibadete dönüşmüş olur.
İnsanların yerken, içerken, eğlenirken hangi aktiviteyi yaparlarsa yapsınlar aradıkları mutlak iç huzuru, aradıkları mutlak sükûnet Kur'an'dadır. Mutluluğun can damarı Kur'an'dadır. Kur'an'ın çizdiği ufku, açtığı pencereyi, onun dışında bir şeyin açmasına imkan ve ihtimal yoktur. Çünkü آلَا بِذِكْرِ اللَّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوب (Ra'd 28) "Bilesiniz ki gönüller ancak Allah'ı zikrederek huzura kavuşur." Yani kalpler sadece ama sadece Allah'ın zikri ile tatmin olur. Ve zikrin seyyidi, Kur'an-ı Azimüşşan'dır.
Kur'an'ı tanımlarken deriz ki: Kur'an'ın bir eli insanın aklında ise bir eli insanın kalbindedir. Bir eli insanın mazisinde ise bir eli insanın istikbalindedir. Bir eli insanın anında, bir eli insanın dünyasında, bir eli insanın ahiretinde, bir eli onun maddesinde, öteki eli de manasındadır.
İnsanın bu dünyadaki hali, havaya atılmış bir taştan farklı değil. Havaya atılan taş eninde sonunda yere düşmeye nasıl mahkum ve mecbursa, her doğan Allah'a doğru gitmeye, yol almaya mecburdur.
Kur'an Hz. Peygamber'in kalbine indi. Böyle buyuruyor Allah. "Kur'an ve Hz. Peygamber" dendiğinde akla ilk gelen, gelmesi gereken temel hakikat budur. Bu sebeple "Kur'an müminin de kalbine inmeli." Kalbine inmeli çünkü kalp beden ülkesinin sultanıdır.