Bir gençlik dizisi düşünün ki zorbalığın haberlerde bile göremeyeceğiniz, en iğrenç hali ülkenin gençlerine duygusal sahne olarak izletiliyor.
Bir aşk dizisi düşünün ki çiftimizin aşkları haberlerde görsek yüzüne tüküreceğimiz ama zengin ve yakışıklı olduğu için kıza istediği gibi yaklaşma ehliyeti bulunan bir şeref yoksununun kıza tacizi ile başlıyor.
Bir dram dizisi düşünün kız tecavüze uğradığı adamla evlendiriliyor, başka bir tanesinde sevdiği adamdan şiddet görüyor, aldatılıyor ama başrol oldukları için hepsi bir şekilde masum gösteriliyor.
Anadolumuzun güzelliklerini anlatması gereken bir yöresel dizi düşünün ki adam intikam için evli olduğu halde başka bir kızla evlenerek onu ölüme terk ediyor.
Bir genç edebiyatı romanı düşünün esas erkeğimiz kıza akla hayale gelmeyecek kötülükler yaptıktan sonra aralarında toksik bir ilişki başlıyor ve kız onu önceki hayatında hayvan terbiyeciliği yapmışcasına iyileştiriyor(!).
Ve bizim insanlarımız bunları izlerken/okurken tüm bu sapkınlıkları "ay çok tatlılar", "ama kıza kötülük yaptıktan sonra pişman oldu", "şimdi kükrüyor ama kıza aşık olduktan sonra kediye dönecek", "baksana ne kadar aşık başkasıyla birlikteyken bile sevdiğini düşünüyor" ve daha nice iğrenç cümlelerle sevimli görüyor, bu tarz aşkların(!) hayallerini kuruyorlar.
Bu sahneleri tasvip etmeyen izleyicilerimiz ise "bu sadece bir dizi" diyerek bir başka yanlışlığın kapısını aralıyorlar.
Bu tarz dizilerin yayınlanmaya başlama tarihi ile şiddetin, tacizin, tecavüzün artış gösterdiği tarihlere dikkat ettiğinizde tarihlerde şaşırtmayan bir çakışma olduğunu göreceksiniz.
Artık direkt değerlere saldırıyorlar ve tacizi, tecavüzü, aldatmayı, zorbalığı, şiddeti defalarca farklı farklı formlarda insanların gözüne sokuyor, hayatlarının bir parçası haline getiriyor ve