LAVİNİAY

LAVİNİAY
@_laviniay_
Şaşırdım Kaldım İşte
Sözde senden kaçıyorum dolu dizgin atlarla Bazen sessiz sedasız ipekten kanatlarla Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla Karşıma çıkıyorsun en serin imbatlarla Adını yazıyorsun bulduğun fırsatlarla Yüreğimin başına noktalarla hatlarla Baş başa kalıyorum sonunda heyhatlarla Sözde senden kaçıyorum dolu dizgin atlarla N'olur bir gün beni kapında olsun dinle Öldür bendeki beni sonra dirilt kendinle Çarpsan kara sevdayı en azından yüz binle Nasıl bağlandığımı anlarsın kemendinle Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle Ama her defasında geri döndüm seninle Hangi düğüm çözülür nazla, sitemle, kinle N'olur bir gün beni kapında olsun dinle Şaşırdım kaldım işte bilmem ki nemsin Bazen kız kardeşimsin bazen öp öz annemsin Sultanımsın susunca, konuşunca kölemsin Eksilmeyen çilemsin Orada ufuk çizgim, burada yanım, yöremsin Beni ruh gibi saran sonsuzluk dairemsin Çaresizim, çaremsin Şaşırdım kaldım işte bilmem ki nemsin Yavuz Bülent Bâkiler
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül
Senden bilirim yok bana bir fâide ey gül Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül Etsem de abestir sitem-i hâre tahammül Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül Gördüm açılırken bu seher goncayı hâre Sordum nola bu cevr ü cefâ bülbül-i zâre Bir âh çekip hasret ile dedi ne çâre Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül Bî-gâne-edâdır bilir ol âfeti herkes Ümmîd-i visâl eyleme ondan emelin kes Beyhûde yere âh u figân eyleme Nevres Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül Senden güzelim çâre bana katı emeldir Etsen dahi ülfet ellerle diyemem ki haleldir Ağyar ile gezsen de gücenmem ki meseldir Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül Osman Nevres
Geceler kurşun gibi iner üstüme birden Hayalin çıkıp gelir uzaklardan karşıma Sonra yüreğimi bir kara sevda tutar Ama sen duymazsın duyduğumu A... Ne bir türkü söylersin gizlice ağlayarak Ne bir akşam içinde bir yara göz göz açar. Ne efkar basar seni akşamları ansızın Ne uykuların kaçar. Konuşsam bir türlü, sussam bir türlü Yıllar yılı yüreğimde büyüyen sırsın Bir sigara dumanına uzanır gibi usulca Dokunsam saçlarına, kırılırsın. Kaçtım şehir şehir çok uzaklara Boşuna gurbet acısı tattım. Oyalandım durdum seni unutmak için Kendimi boşuna aldattım. Anladım faydası yok uzak kalmanın artık Seni kader çizgisiyle alnıma yazan haktır. Unutmak ne mümkün gözlerinin rengini, Seni çılgın gibi sevmek yaşamaktır. Bir serin rüzgarsın yüzüme vuran Yüreğimi yakan bir avuç korsun. Gökler biliyor sevdamı, taş duvarlar biliyor Sen bilmiyorsun. Yavuz Bülent Bâkiler
Köşe'den
Bulutlar geldi ve üstünde durdu Merhametin ta kendisiydi gözlerin Merhamet saçlarını ıslatan sessiz bir yağmurdu Bulutlar geldi altında durduk Konuştun güneşi hatırlıyordum Gariptin yepyeni bir sesin vardı Bu ses öyle benim öyle yabancı Bu ses saçlarımı ıslatan sessiz bir kardı Dişlerin öpülen çocuk yüzleri Güneşe açılan küçük aynalar Sert içkiler keskin kokular dişlerin İçinden geçilen küçük aynalar Ve güldün rengârenk yağmurlar yağdı İnsanı ağlatan yağmurlar yağdı Yaralı bir ceylan gözleri kadar sıcak Yaralı bir ceylan kalbi gibi içli bir sesin vardı Sen geldin benim deli köşemde durdun Bulutlar geldi üstünde durdu Merhametin ta kendisiydi gözlerin Sezai Karakoç
Köşe' den
Saçlarını kimler için bölük bölük yapmışsın Saçlarını ruhumun evliyalarınca örülen Tarif edilmez güllerin yankısı gözlerin Gözlerin kaç kişinin gözlerinde gezinir Sen kaç köşeli yıldızsın Fabrika dumanlarında resmin Kirli ve temiz haritaları doldurmuşsun Hâtırasız ve geleceksiz bir iç deniz gibi Aşka veda etmiş topraklarda durmuşsun Sezai Karakoç