Suzan, abimi seven kadınlar arasında benim tek
sevdiğimdi. Şimdi abimin sapladığı bıçağı sırtında gezdiren kadın olmuş. Her aşkın başında ve sonunda defter tutuyormuş. Dağ gibi yığıldıkça defterler, geçmiş geri
gelmiyor.
Sızı duruyor durduğu yerde.
Evde oturarak dışarıdan gelecek hikâyeleri beklediğimi, artık hatırlamaktan usandığım kendi hikayemi ancak başkalarının hikâyeleriyle yan yana gelince yeniden okuyabileceğimi; böylece kıyaslayıp anlayabileceğimi (mutsuz muyum, şanslı mıyım, kederli miyim, degersiz miyim, beyhude miyim, anlamlı mıyım) ve yeryüzünden çekip gitmeme daha varken, kalan vaktimin buna
ancak yeteceğini, belki de yetmeyeceğini arkadaşıma anlatmadım. Anlamazdı.
O anlayabilecek, ben anlatabilecek olsaydım, benim gibi adamların cenneti olurdu dünya.