En sevdiği çiçeğin kasımpatı olduğunu biliyordu. Her sohbetlerinde adı geçerdi, Bir bahçe görse durup onu gösterirdi, Gözleri başka çiçeklerde böyle parlamazdı.
Ama bir gün elinde güllerle geldi, Kırmızı, gösterişli, güzel güller... Kız gülümsedi yine, çünkü çiçekten çok onu seviyordu.
Sonra sessizce sordu:
"Benim en sevdiğim çiçeğin ne olduğunu biliyor musun?"
Oğlan durdu, elindeki güllere baktı, Sonra yere...
Çünkü bazen bir insanı sevmek, onun sevdiği çiçeği bilmek değildir.
Bilip de hatırlamaktır. Hatırlayıp da önemsemektir.
Ve bazen bir demet gül, Bir kasımpatının eksikliğini gizleyemez.