Gösteriş ve övünüş, gönül zevki olmayan, yâhut gönlündeki zevki kendine yetmeyenlere yakışır. Hakîkat ise, kendini îlân etmekten, tanıtmaya çalışmaktan müstağnîdir.
Öyle zamanlar olur ki sükût sözden daha kudretli, daha fasih konuşur. Fakat gene öyle zamanlar olur ki söz, kaynayan ve taşan bir çömleğin içine dökülen bir bardak soğuk su gibi, iç takazâlarına muvakkat bir sükûnet getirir.
Bir ümmî kişi, içini, bambaşka bir ilmin saltanat ve ihtişâmiyle süslüyebiliyor; fakat içi mânâ ilminden boş olan hayat câhili, kafasının yüklü olduğu ilimlere rağmen, cehilden kurtulmuş olmuyor.