Ve o, bu anı beklemeye zorlanmış, beklemeye alışmış. Beklemek belki de işkencenin kendisinden daha ağır, daha yıpratıcı bir ceza; evet evet, kesinlikle öyle.
"Adım Barış," diyor bir gün, sesinde bir kararlılıkla. "Ama bu ülkede barışın ne anlama geldiğini kimse bilmiyor." Selim, bu cümledeki hüzün ve öfkeyi derinden hissediyor, bu sadece bir isyan değil, bir kaygı.
O soğuk his, beyninden önce kalbine ulaşıyor, bir mengene gibi sıkıştırıyor. İşte o an anlıyor ki, kalp her şeyi beyinden önce seziyor. Kalp, sadece kan pompalayan bir kas değil; Eski Mısırlar haklıydı; o, ruhun bir parçası, korkunun ilk başladığı yer. Kötü bir şey olacağı hissi düşünceden önce geliyor; beyin korkuyu kelimelere dökmeden kalp çoktan etkilenmeye başlamış.