Bir cümlenin altını henüz sivriltilmiş bir kurşun kalemle çizmenin tadını nasıl anlatabilirim ki! Ama bundan daha heyecan verici olanı elbette kitabın sayfalarında altını çizecek bir cümleye rastladığımız andı. Hiç abartmadan söyleyeyim; kalp çarpıntımız artar, birden kafamızda çok karanlık bir mağara aydınlanmış hissine kapılır ve o cümleler sonsuza kadar bizim olsun diye altını özenle çizerdik. Ellerimizin o anlardaki hevesini tasvir etmem de hiç kolay değil; kitabın içerisinde açılan ışıklı yolun ziyası kaybolmasın diye, titizlenerek çekerdik kalemi. Bir cümleyi öbürlerinden ayırıp altını çizmek, dünyadan kitaba doğru yapılan devrimci bir yürüyüşe benzerdi...
Sadece dışarıda bir yolculuğa çıkmaz, içeride de yolculuklara çıkarız; sadece dışarıda bazı engebelere takılıp düşmez, içimizde de pek çok engele takılıp görünmez bir yerlere yuvarlanırız; dünyanın çölleri ne kadar meşakkatliyse ruhun çölleri de en az o kadar meşakkatlidir.