Bir şehrin kalabalığında,
Adımlarım suskun zihnim bir karmaşa.
Dışı durgun bir okyanus,
İçi sessizce yıkılan şehirlerin feryadı gibiydi
Ve ben, sessizce enkaza dönüyordum...
İnsan en çok da kimseye anlatamadığı yerden kırılıyor
yüreğinin kıyısına çekilir usulca,
sükûta bürünür derinliğinde.
Ne bir ses yetişir imdadına,
ne de vakit onarır içindeki boşluğu...
Zamanın asılsız ruhuna esir edildim,
Her saniye, hakikatten ıraktı.
Ne dün bana aitti, ne yarın bana yakındı
Çaresizce avuçlarımın arasından akıyordu.
Ne ruhumun ne de bedenimin takati kalmıştı;
Öylece kaldım, yorgun ve tükenmiş benliğimle...
Gece, en ağır hâliyle üzerime çökerken,
Zihnim bir kalabalığın sesi
Kalbim hüznün ta kendisi
Ruhum ise bir çıkmazın eşiğinde...
Bu, gecenin sessizliği mi,
Yoksa karanlığın derinliği midir
Beni böylesi bir boşluğa sürükleyen?