Farkına varmadan hafif ama daimi bir keyifsizliğin içine sürükleniyorum. Depresyon değil bu, daha çok melankoliye duyulan bir ilgi; elimde küçük bir gezegen misali evirip çeviriyorum onu, çizgi çizgi gölgeler var üstünde, inanılmayacak kadar mavi.
Herkes sadece kendini sürüklüyor, kimse canlı değil ve kimse hiç ölmüyor, çünkü ölmek için insanın önce canlı olması gerekir. İnsanlar sadece sürükleniyor. Yüzlerine bak! Hatta başkalarının yüzlerine bakmaya gerek yok, aynaya bak, sürüklemenin ne anlama geldiğini göreceksin. Ne canlı ne de ölü.