Aslında kitabı cok önceden okumama rağmen anlık bir şekilde inceleme yazmak istedim.Çokca öznel yargı bulunacak bu incelememde.
Lisedeyken hocam,herkesin bir roman anlatmasını istemişti,bende Kuyucaklı Yusuf’u seçmiştim.Her detayına kadar anlattım,kendi fikirlerimi hikayeye katmadan ve hocamız her seferinde Yusuf’un ne kadar delikanlı,cesur,örnek alınması gereken bir kişi olduğunu vurgulayıp durdu.
İşte burda fikir ayrılığına düştüm.
Evet Yusuf’u okurken bende çok sevmiştim fakat çok fazla ona karşı sinirlendiğim anlar oldu.
Çocukluk döneminde gayet normal ilerliyordu fakat Muazzez’le evlendikten sonra Yusuf’un birçok davranışında farklılık sezdim sanki.
Toplumsal çevreye karşı istediği şekilde uyumlu değildi.Olabilir her insan her çevreye ayak uyduramaz ama bazen bencilce davrandi.Her şeye rağmen artık 1 değil 2 kişiydi.Bazı şeyleri düşünmedi,n’olursa olsun karısını günlerce görmeyeceği bir işe adımını atmamalıydı,geleceğe yönelik planlar ve hesaplamalar yapmalıydı,Yusuf sadece kaçmak istedi bu düzenden,olduğu ortamdan.
Arkasında bıraktığı Muazzez’i detaylı şekilde neden,nasıl hesaba katamadi?
Muazzez’e çoğu zaman üzüldüm.Artık kurulu bir düzeni yoktu,sığınabileceği insanı haftalarca yanında bulamadı,çevresine karşı gelmeye çalıştı başaramadi.
En kötüsü ölümü en çok sevdiği insanın ellerinden oldu.
Bense son sayfalarda Yusuf’un Muazzez’i gömdükten sonra başka bir hayata,onsuz bir düzene gidişine sinirlendim.Nasıl böyle bir son olabilir diye ancak kitabın devamı olucağını bilmiyordum.Belki 2. Kitapta bazı fikirlerim değişebilirdi ama Yusuf’a öfkem değişmedi.