Yazar bir an durdu, şaşaladı, ne cevap vereceğini bilemedi. Yarı şaka yarı ciddi, "Belki de haklısınız. Öff, uğraştırmayın beni!" dedi. Sonra mırıldanız gibi, " Zaten bir yerde kötülük varsa, oradaki herkes biraz suçludur" diyerek kalktı, sallanarak evine doğru gitti.
İnsanlar tanrı önünde eşittir ama hayattan zekâları, becerileri, azimleri ve kazanma hırslarına uygun olarak pay alırlar. Bu yüzden mutlak eşitlik yoktu.
Ah unutulmuşluk, terk edilmişlik... Ah yalnızlık!
Meğer ne değerli kavramlarmış bunlar. O dingin hayatlarımız için ne kadar gerekliymiş. Bu satırları yazarken o eski günleri anıyor, yüreğim kanayarak yitirdiğimiz cennete ağıt yakmak istiyorum.