Ne garipti insanın, inanmak istemediği şeylere inanıyormuş gibi yaparak yaşaması… Ve yalanlara inanmanın, insanı gerçeğin ağırlığından kurtarmaya yaraması…
Ne garip, anıların bir sıralaması olmuyordu hatırlarken. Koştur koştur geliyorlardı akla. Yerlerini, ne zaman geleceklerini bile bilmeden, yersizce, çat kapı geliyorlardı.
Hafızamızda her çeşit şey bulunur; hafızamız, bir tür eczane, bir tür kimya laboratuvarıdır, elimize tesadüfen sakinleştirici bir ilaç da geçebilir tehlikeli bir zehir de.”
Marcel Proust, Mahpus
Geriye dönerek yanıtlıyoruz birbirimizi
Bir destek aranır bir güç alırcasına
Dönerek ikide bir anıların ülkesine..
Alnımızı gererek konuşuyoruz, kaşlarımızı
Bir ince eğimle siper edip bakışlarımıza
Çok iyi bildiğimiz bir duyguyu
- O biraz yenilgiye biraz ezikliğe benzer
Ortak yaşadığımız sızım sızım -
Saklamaya çalışıyoruz birbirimizden.
Şükrü Erbaş