Ya hâlîye'l-bâl, kad belbelet bi'l-bilbâli bâl.
(Selçuklu Veziri Nizamülmülk için Tantaranî tarafından yazılan "Tantaraniyye Kasidesi" nden bir dize.)
"Ey gönlü aşk derdinden uzak kişi, gönlümü aşka salıp allak bullak ettin."
Dikkat edin;; şeker hastaları çok düzenli, diyetlerle dolu bir hayat yaşamak zorunda olduklarından dolayı çok fazla yaşıyorlar. Yani, kendini salmamış, doktor sözü dinleyen bazı hastalar çok yaşıyor.
Batı, ömür hesabını; yılları, ayları, saatleri toplayarak yapıyor. Oysa bize göre ömür; tuttuğumuz oruç saatlerinin, kıldığımız namazların dakikaları ve zikirlerimizle, hayra koştuğumuz, ilim yaptığımız anların toplamıdır! Hastalığı idrak edip isyan etmeden, ders alarak yaşarsak daha sonraki sağlığımızın da bir anlamı oluyor.
Felsefe böyle değil midir? Hava atan iki adam kelimelerle sürtüşerek nefislerini beslerler. Şimdi anladık mı İslam'da felsefenin niçin gelişmediğini, onun yerini hikmetin aldığını...