"O bahsettiği kitaptaki kız, bir kaza geçirip iki bacağını birden kaybediyor. Bacaklarının yerine taktiği protezleri de sevdiği çocukla yeniden balığa çıkabilmek için sarıya boyuyor. Çünkü kaybettiği tek şeyin bacakları olduğunu, geri kalan her şeyin aynı kaldığını, hâlâ onu aynı şekilde seven, sarı çizmeleriyle göle girip, elleriyle balık tutan aynı kız olduğunu sevdiği adama ve tüm kasabaya ispatlamaya çalışıyor. Ve o günden sonra da herkes ona sarı çizmeli kız diyor."
"Ama onlara bir şans daha vermek istedim. Hem yıldırım iki kez aynı yere düşmez derker, öyle değil mi?"-Bay S.M.
Ama eğer o kusurlu olamıyorsa, belki de ben onun kusursuzu olabilirdim!-Işıl
"Eğer yıllar sonra hâlâ âşık olamamışsam bu kitabı tekrar okumalıyım. Çünkü bu hikâyedeki sarı çizmeli kadın aşka olan inancımı güçlendirdi. Kim bilir, belki bir gün ben de sarı çizmeli o kız ile karşılaşabilirim..."
Kitapta anlatılan kıza o âşık olmuştu. Filmdeki kızı ilk o öpmüştü, ilk onunla buluşmuştu, o kız sanki onun kollarında ölmüştü. Ya da en imkânsız cinayetleri hep o çözüyor, en korkunç savaşları hep o kazanıyordu. O vuruyordu, o vuruluyordu.