Onun dokunuşuyla sözler hayat buluyordu. Sesi baharda coşan akarsular gibi derindi. Onlara hayatı ve ölümü, Tanrı'yı ve günahı anlatıyordu. Ona bilmediklerinden; şeytanlardan, şeytana uyunca çekilecek azaplardan bahsediyordu. Kendilerini kıyamete Tanrı'nın hükmüne boyun eğerken, cehenneme atılırken görsünler diye her şeyi hayallerinde canlandırmalarını sağlıyordu.
"Melekler değil. İnsanlar ama sesleriyle melekleri utandırmayacak insanlar. Gece çöktüğünde yüz binlerce mum yakılır, her yerde altın ve müzik vardır..."
"Arzuyla dolu. Arzu ve öfke. Ne arzuladığını bilmiyor ve korkusunu itiraf etmiyor. Ama ikisini de boğucu derecede hissediyor.
Belki de arzuladığı şey ölümdür."