Rabbimiz, seyahat etmemizi emrederken, “geçmişte yaşamış toplumların başına gelenlerden ibret almak” hususunu mutlaka vurgular. İbret alabilmek için, asgari düzeyde genel bir tarih bilgisine, ayrıntılı biçimde de İslam tarihi bilgisine ihtiyacımız var. Sıradan Müslümanlar olmak istemiyorsak, böyle bir gayret şart. Gittiğimiz, gördüğümüz, gezdiğimiz yerlerin bize bir şeyler söylemesi ve ibret hazinelerini açması, bizim oralarla kuracağımız bilgi eksenli diyalogla yakından alakalı. 
Biz Müslüman olduğumuza ve her işimizi Müslümanca yapmamız gerektiğine göre, seyahatlerimizi nasıl Müslümanca gerçekleştireceğiz? Bu oldukça önemli bir soru. Sadece “helal turizm” kapsamına giren hususlardan bahsetmiyorum. Müslümanca derinleşmek, yeryüzünde yol teptiğimiz her an imanımızın artması, seyahatlerimizin bizim ve ümmetimizin faydasına bir amele dönüşmesi… Peki ama nasıl? 
Kur’an‘a göre rızık sadece yiyip içtiğimiz şeyler değil. Dünyada ihtiyacımız olan her türlü helal nimet ve fayda, rızık kapsamında. Şu halde, yeryüzünde Allah’ın lütfundan aramak ve rızık elde etmek için yol tepmeye, bilgimizi artırmak için seyahat etmekte dahil.