Basra’da yaşamış Allah dostlarından biri olan Abdülvahit bin Zeyd rahmetullahi aleyh bir defasında deniz yolculuğuna çıkmıştı.
Denize açıldıklarında kuvvetli bir rüzgâr çıktı.
Bindikleri gemi fırtınaya tutuldu.
Dağ gibi dalgalar arasında yol almaya çalışıyordu.
Sonunda dalgalar onu bir adaya sürükledi.
Oraya demir attılar.
Karaya ayak basmanın sevinci ile gemiden inip dolaşmaya başladılar.
Adayı gezerken bir de gördüler ki orada puta tapan bir adam var.
Onun yanına varıp sohbet ettiler. Sen kime tapıyorsun öyle? dediler.
Adam yakınındaki putu gösterdi. Onlar da adama:
-Neden buna tapıyorsun? Bu insana ne fayda ne de zarar verir! Senin ilah diye tanıdığın şu put birileri tarafından yapılmış bir şeydir. Bunun sana ne faydası var? Buna tapmanın mantığı nedir? Bu putun, tapılmasını haklı gösterecek nesi var? dediler.
Bu sorular karşısında adam:
-Pe siz kime taparsınız, kime ibadet edersiniz? dedi.
Onlar da: