Bir mahallede dükkanı bulunan Hatm-i Esamm meşrepli bir bakkal efendi, çocukların ve bazı açık gözlerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere bazı silik ve kalp paraları vermeleri durumunda hatalarını yüzlerine vurmamak için onları gerçek para gibi kabul edip istediklerini verir.
Bir yandan silik paralar piyasadan azalırken bir yandan bu kimse onları boş çevirmemenin mutluluğunu yaşarmış.
Bir gün her fani gibi onun da son vakti yaklaştığında kızını çağırmış ve: Yavrum, şu dolaptaki keseyi getirir misin? demiş .
Son nefeslerini alıp verdiği, halet-i nezi anlarında keseyi eline almış Cenabı Hakk’a ellerini açarak şöyle yalvarmaya başlamış:
-Ya Rabbi! Kulların kalp ve silik paralarla bana gelip ihtiyaçlarını aldılar. Ben onların hatalarını yüzlerine vurmadım.
Şimdi ben de senin huzuruna geliyorum. Benim kalp amellerimi yüzüme vurma ve beni affet.