Balık ile benim aramda ne fark var? dedi İbrahim
Bilinç, dedi ihtiyar. Balık kendini bilmez, ben kendimi bilebilirim.
Bilirim demedin, bilebilirim dedin, dedi İbrahim.
Çünkü insanım, genelde bilmem, ama insanım bilebilirim, dedi ihtiyar.
Kendine bakmazsan ne yaparsın?
Taş olurum, dedi İbrahim. Ot olurum, balık olurum, kendini görmeyenin balıktan ne farkı vardır?
Bakınca balık olmuyorsan, sen bakmayınca sen ne olur? dedi ihtiyar.
Ben bakmayınca insan olmaz, dedi İbrahim. İnsan dönüp kendine bakmazsa insan olmaz.
Sen bakmazsan kim bakar? dedi ihtiyar.
Ben bakmazsam kimse bakmaz, dedi İbrahim.
Anlamak, bir anlamda büyük bir hayal kırıklığı değil miydi? Anlayınca mutmain olacağını zannederdi insan, oysa anlamak sınırının da haddinin de farkına varmak demekti. Anlamak, anlayamayacağı milyonlarca şeyin varlığını keşfetmek demekti. Bu yüzden tebessüm etti. Soluna doğru döndü hafiften. Orayı gördü. Dibine kadar gelmişsin İbrahim. İnsan zaten uzaklığı böyle anlar. Dibine kadar gelince.