Çünkü hakiki şiir okurunun surat asmak hakkıydı. Ama şiir surat asmanın en çok yakıştığı şairin değildi. Sürgün olan şairindi. Onda, şiirin ve anlamın insan kalbini içerden fethetmesi için imkân vardı. Şiiri, bir nevi sırların sırrına varmak için anahtardı.
İnsanlar birbirlerini yaşa yaşaya tanırmış. Konuşa konuşa değil. Dil eğilip bükülürmüş, yalan söylermiş. Başka gösterirmiş. Ama insanlar yaşaya yaşaya tanırmış birbirlerini.
Yorgunum. Yorgunluk öyle güzelmiş ki... İş yapan yorulurmuş. Bir taşı bir taşın üstüne koyan. Üstünü başını, kalbini gönlünü yıkayıp yuyan yorulurmuş. İyi insanlar kendilerini hep yorgun hissedermiş.