Ama kitapların bir başı, bir de sonu vardır; bir başı ve bir sonu olan bir şeyin içinde kadınlardan söz etmek istemem, onların hakkını böyle teslim edemem.
Tanınmak istemiyordum. Bilinmedik bir kır yerinin bilinmedik bir köşesinde bilinmedik bir kadınla bilinmedik bir hayat, bilinmedik bir aşk, daha da bilinmedik bir aile, çevremde yine bilinmedik insanlar ve belki bu insanların kurabileceği hiç bilinmedik bir dünyaydı istediğim.
... hala iki kere ikinin dört ettiğine inanıyorsun. Yanlış. İki kere ikinin her ikisi de sahtedir, suç ortağıdırlar, dört edermiş gibi yaparlar, üstünlük sırasına göre.
Sonra fark ettim ki artık gerçekleri düşleyemiyoruz bile. Onları bulmak, onlara ulaşabilmek için olağanüstü kültür engellerini aşmak, uzun uzadıya arkeolojik kazılara girişimek gerekiyor, ondan sonra da gerici diyorlar insana; çünkü sabit olan değişmez, yani gericidir. Gerçekleri bulacak hayal gücüm yoktu, Jeannot Lapin. Gerçekler, kendi yıkıntılarından oluşan bir düzmecelik yığınının altına yalanlar tarafından gömüldü. İşte bu yüzden durma, yaz. Ne kadar içten olursan o kadar balon sanıp alkışlayacaklardır seni. Gerçeği söyledikçe gizlemiş olacaksın, Jeannot Lapin. Durma. Yaz. Yayımla.