Şu an ben neyim? Koca bir sıfır! Peki, yarın ne olabilirim? Üzerimdeki ölü toprağını atıp yaşama yeniden dört elle sarılabilirim! İçimdeki insan iyice kaybolmadan onu bulabilirim!
"Sanki bu korkunç kâbus ve ardından bıraktığı izlenimler öylesine değerliler ki, herhangi yeni bir şeyle onlara dokunup eriteceğimden korkuyorum. Peki, bunlar benim için gerçekten böylesine değerliler mi? Evet, kesinlikle öyleleler. Hatta kırk yıl sonra bile benim için anımsanmaya değer şeyler olacaklar..."
"Uzun süredir beklediğim felaket nihayet gelip kapıya dayanmıştı, hem de tahmin ettiğimden yüz kat daha şiddetli ve ani bir şekilde. Durum benim açımdan oldukça tuhaf, kaba ve trajikti. Başıma mucizevî denebilecek hadiseler geldi. En azından ben böyle görüyorum, zira içinde bulunduğum girdap düşünülecek olursa yaşadıklarımın hiç de sıradan şeyler olmadığı kesin. Belki de asıl mucizevî olan, yaşananlara gösterdiğim tavırdı. Şimdi bile kendimi anlayamıyorum. Bir rüya gibi geçip gitti her şey. Ne aşk kaldı ne bir şey. Güya çok güçlüydü, gerçeğin ta kendisiydi falan... Ne oldu şimdi? Bazen deli olduğumu ve bir tımarhanenin tam ortasına düştüğümü düşünüyorum. Belki de hâlâ oradayımdır, her şey sadece gelip geçici birer rüyadır belki de..."
" Sizi umutsuzca seviyorum ben, hatta öfkelenince bin kat daha fazla seveceğim. Eğer sizi öldürecek olursam, ardından kendimi de öldürmem gerekecek. Fakat yokluğunuzun dayanılmaz acısını hissedebilmek için, kendimi öldürmeyi mümkün olduğunca geciktireceğim. En tuhaf olan da ne, biliyor musunuz ? Neredeyse imkânsız bir şey arzu etmeme rağmen, her geçen gün size olan sevgim çoğalıyor. "