Tito Yugoslavyasının ilk yıllarında "din afyondur" ilkesiyle hareket edilmiş ve Müslüman Boşnaklar tarihte hiç olmadığı kadar sıkıntı çekmişlerdir. Camiler kısmen kapatılmış, medreselerin kapısına kilit vurulmuş, şer'î mahkemeler kaldırılmış, Müslüman kadınların kıyafeti yasaklanmış, yüzlerce din âlimi zindanlara atılmış, sayısızca vakıf eserine el konulmuş, İslâm ve Müslümanlara ait her şey tehlikeli bulunmuştur. Devlet ideolojisi İslâm'ı kendi varlığı için son derece tehlikeli bulmuştur. Bununla birlikte Boşnak kimliği yok sayılmıştır. Başka bir ifadeyle kimlik hususunda ya Sırp ya Hırvat olma zorunluluğu getirilmiştir. Her ikisini kabul etmeyenler 1970'li yıllara kadar "neopredjeljen" (tarafını seçmemiş) olarak kaydedilmiştir. Aynı şekilde Boşnakça yok sayılmış ve devlet kurumlarında dil olarak Sırpça-Hırvatça geçerli olmuştur. Şüphesiz bu, bir ulusun kimliğine, tarihine ve diline yapılacak en büyük darbelerden biridir.