Günümüz İngilizcesinde “hiçliğin ortası” anlamında kullanılan Timbuktu, bir zamanlar Mali İmparatorluğu’nda nüfusun ve zenginliklerin toplandığı önemli bir cazibe merkeziydi.
She had heard nothing of Lady Catherine that spoke her awful from any extraordinary talents or miraculous virtue, and the mere stateliness of money or rank she thought she could witness without trepidation.
“Lady Catherine'den olağanüstü yetenekleri ya da mucizevi erdemleri için övgüyle bahsedildiğini duymamıştı, paranın ve mevkinin olağan ihtişamını ise ezilip büzülmeden izleyebileceğini düşünüyordu.”
though I certainly should be a more interesting object to all my acquaintances were I distractedly in love with him
“Ona delice âşık olsam tüm tanıdıklarım için daha ilginç bir kişi olurdum elbette”