Sayısız an yaşasak da iç dünyamızın tamamını karmaşaya sürükleyen sadece tek bir an var. Bu an her türlü özsuyla demlenmiş, yoğunlaşmış ve kristalleşmiş bir içsel çiçeklenmedir... Bu, adeta sihirli bir yaratılış anı ve insanın kendi hayatının sıcacık derinliklerinde gizlenmiş, göze görünmeyen, elle tutulamayan, duyguların bile ötesinde olan ve sadece deneyimlenebilen bir sırdır. Bunu beyindeki hiçbir cebir denkleminin hesaplaması ve hiçbir önsezi simyasının tahmin etmesi mümkün değildir.