Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çok sonraları bir keresinde şöyle yazmıştı: "Ne zamandır artık hayatın puslu, soğuk bir sonbahara döndüğünü sanıyordum. Seni gördükten sonra birdenbire
güneşli bir sabaha uyandım. Şimdi dünyanın neresine
gidersem gideyim, hangi mevsimde olursak olalım, seni
düşündüğüm zaman (hayır, yanlış söyledim çünkü senin
yüzün, gülüşün hep benim yanımda) hep güneşli, ışıltilı bir gün yaşıyorum. Acaba benim için dünyanın işığını
değiştirdiğinin farkında mısın?"
Durup dururken yüreğimiz sıkışsa, kalbimiz birden
deli gibi çarpmaya başlasa koşa koşa doktora gideriz.
Oysa aslında pek de tanımadığımız birinin gözleriyle karşılaştığımızda başımızın dönmesi, kalp atış
larımızın hızlanması, soluğumuzun tıkanması bize
hiç de korkutucu gelmiyor...
Uzakta da olsam, onu hiç görmesem de, babamın bizi bırakıp gideceğini hiç düşünmemiştim. Sanki ne olursa olsun o hep bizimle kalacaktı, her zaman hayatın düzenini sağlayan merkez noktası gibi orada sapasağlam duracaktı.
Hayatım boyunca onun hastalandığını, şikâyet ettiğini hatta evde yorgun oturduğunu bile görmemiştim.
Kendimi bildim bileli hep aynıydı babam. Her zaman canlı, güçlü, konuşurken sesi çok uzaktan bile duyulan, yerinde duramayan "dağ gibi bir adam"dı işte...