Hangi türküye uzansam suskunum sana
Ağıt ağıt, özlem özlem suskun
Tut ki vurulmuşum
Aşktan ve kandan bir damla olmuşum
Bir saçlarının rüzgarına
Bir de ağzının kıyılarına konmuşum
Hangi dalga silebilir beni senden
Hangi kasırga koparabilir
Ben saç tellerinde bir ezgi olmuşum
Coşkuların her şahlanışında
Sana deprem deprem susmuşum
Ve sana susmaktan inan ki yorulmuşum
Yağmurlu ve upuzun bir yolu düşe kalka yürümeye çalıştım.
Ve inanılamayacak kadar duygusal bir geçmişimiz oldu seninle.
Üstelik biz bunu bir ömür boyu sürüp gider sanmıştık.
Beni tutma öyle sahnelere gelemem, beni tutma çok kötü yanılırsın.
Yıllardır öyle biriktim, öyle gerildim ki, topyekün boşalır toz olur dağılırsın.
Profosör Dosto beni yine mahvettiniz.. Söylenecek çok bir şey bulamıyorum zira 1024 sayfada söylenebilecek her şey söylenmiş.. Mitya, İvan, Alyoşa.. Katya, Gruşa.. Onlarca yıl öncesindeki bu muhteşem psikolojik ve bilimsel tahliller beni yine kendine hayran bıraktı.. Teferruatın bin türlüsü gibi görünen her şey nasılda bir yerde karşınıza çıkıyor şaşıp kalıyorsunuz. Harflerinin kıvrımından öperim Dosto Efendi..
Spoilerden hoşlanmıyorum, okuyun. Kesinlikle!
Artık sen de, ben de başkasını seviyoruz, ama gene de sen beni, ben de seni sonsuzluğa kadar seveceğiz, bunu biliyor muydun? Ömrünün sonuna kadar sev beni, duydun mu?