Zenginlik ile doğan insanların lüks sıkıntılarını anlayacak kadar sabırlı değildim. Tükenmiş bir çantayı alamamanın dramına ulaşabilecek kadar ince görüşlü değildim. Bildiğim tek bir şey vardı, ağzında gümüş kaşıkla doğsan dahi bir yerde birileri, ağzında gümüş yerine altın kaşıkla doğanları peydahlıyordu. Tahta kaşıkla doğanlar da muhtemelen hayattan sıkılamadan, kaşığın talaşında boğuluyorlardı.
Her şeyden önce bu kitapta klasik Kafka öyküleri okuyacağınızı bilin isterim. Neden klasik diyorum çünkü bir son yok, verilen mesaj ne desek o da yok. Israrla Kafka okumaya, sevmeye çalışıyorum ancak sanırım ben bu işi yapamıyorum. Kitaplarını bitirdiğimde ee yani? ne oldu şimdi? verilen mesaj neydi? diye soruyorum ama cevap bulamıyorum. Sonlarda hep bir yarım bırakılmışlık hissi var. Sanırım buna artık Kafka tarzı diyeceğim.
Ateşçi ve Mutsuzluk adlı iki öyküye sahip bu kitap. Okuyacağınız kitaba adını da veren öykümüz Ateşçinin konusuna gelirsek evin hizmetçisiyle yaşadığı yasak bir ilişki nedeniyle, ailesi tarafından Amerikaya sürgüne gönderilen Karl Rossmanın öyküsü. Karl Rossman yaptığı gemi yolculuğu sırasında geminin ateşçisiyle tanışır. Onun yaşadığı zorlukları ve çektiği sıkıntıları öğrenince, ateşçiyi de ikna ederek kaptanla konuşmaya gider ve kaptanın kamarasında hiç tanımadığı dayısıyla tanışması ile olaylar gelişir.